Orman Üzerinde Asılı

Eski bir maden ocağına yerleşen Akademi, ormanın üzerinde yükseliyor ve taş duvarlarıyla doğal peyzaja eklemleniyor. Khammash Architects tasarımı yapı, Ürdün’de bir doğa koruma alanında konumlanıyor.

1980’lerin ve 1990’ların sonuna doğru Ürdün Hükümeti’nin aldığı, işleyen pek çok maden ocağını kapatma kararının ardından bu alanlar atıl ve topoğrafyada terk edilmiş yarıklar olarak kalmış, pek çoğu üzerinde de herhangi bir iyileştirme çalışması öngörülmemiş. Akademinin yerleştiği arazi de bu yıllarda terk edilmiş eski bir maden ocağına ait. Khammash Architects’in öncelikli tasarım yaklaşımı da bu madenin izlerini silip atmak yerine, bu izleri ön plana çıkarmak olmuş. İnsan elinden çıkmış yapay topoğrafya, projenin çıkış noktasını oluşturuyor.

Tasarım yaklaşık yirmi yıl kadar önce açılmış maden yarıklarını referans alıyor. Bu yarıkların izini takip eden taş bina, zemin kayaçlarına doğrusal olarak eklemleniyor; yapı hacminin üçte ikisi de maden ocağının içine gömülü. Masif güney cephesinde ki yapının dört cephesi içinde en dramatik şekilde yükselen o, dev bıçak kesiği gibi ensiz yarıklar ve çok küçük pencere boşlukları bulunuyor. Bu yarıklar dikey dolaşım alanlarına ve ıslak hacimlere gün ışığı girmesini sağlıyor. Akademi çift yönlü bir işlevselliğe sahip: Bir yandan doğal yaşam odaklı eğitim programlarıyla donatılmış çevreci bir akademi olarak işliyor bir yandan da yüksek kaliteli hizmet veren restoran ve zanaat atölyelerine yer veriyor. Bu yolla akademik projelerini finansal olarak destekliyor.

Madenin topoğrafyada açtığı 30 metrelik çukuru aşan taş bir köprüyle ulaşılan binada giriş, tam orta noktada; restoran ve akademinin buluştuğu yerde bulunuyor. Köprü aynı zamanda Ürdün’ün ve tahminen bölgenin en uzun taş köprüsü olma özelliğini taşıyor. Projede malzeme konusunda son derece yalın tercihler yapılmış. Madenden çıkarılan yerel kireçtaşı ile kurgulanan binanın konferans salonunda, akustik konfor koşulları göz önüne alınarak samana ek olarak beton bloklar kullanılmış. Tavandaki yarıklarla tanımlanmış koridorlarda gün ışığı ziyaretçileri yönlendirirken taşların sıvanmadan bırakılması bu yalın dile vurgu yapıyor.

Yapının ormana bakan ve madencilik faaliyetlerinden etkilenmeyen kuzey cephesinde ise yapı, ormanın üzerinde asılı duruyor ve ona neredeyse hiç temas etmiyor. Mümkün olan en küçük ayak iziyle ormana ulaşan taşıyıcı kolonlar yapıyı desteklerken konsol teraslar yeşil doku üzerinde süzülüyor.

Fotoğraflar: © Ammar Khammash