Doğadan Gelen İlham

Biyomimikri disiplinini mekan tasarımında kullanabilir miyiz? Exploration Architecture kurucusu Michael Pawlyn, doğadan öğrenen mimarlığın sağlıklı yaşam alanları kurma potansiyelini yorumluyor.

Pawlyn’e göre doğa, milyarlarca yıllık evriminin biriktirdikleriyle tasarım fikirleri için depo işlevinde bir ilham kaynağı. İnsanların değişen ihtiyaçlarına, günümüzün iklim değişikliği gibi acil sorunlarının çözümüne dair ipuçları taşıyan biyomimikri, daha etkili yollarla azdan çok üretme imkanı barındırıyor.

Döngüsel bir anlayışla tasarım stratejileri geliştiren Exploration, biyomimikri disiplinini de bu bağlamda sürdürülebilirliğin ötesine geçebilen, yeni ve dönüştürücü bir paradigma tanımı yapabilecek kapasitede görüyor. Pawyln’e göre bu disiplin, insanları daha sağlıklı ve üretken kılarken mekan içinde davranışsal örüntüleri de etkiyen bir unsur olarak; değişen ihtiyaçlara göre çeşitlenen mekanlar için geniş bir çeşitlilik sağlıyor ve daha da önemlisi insanların yaşam koşullarını iyileştiriyor.

Biyomimikrinin farklı ölçeklerde tasarım stratejisine dönüşebildiğini, mimarinin de bunu kılavuz prensip olarak kullanabileceğini belirten Pawlyn’in Exploration ile tasarlanan projeleri, biyomimikri ve mimari arasındaki çok katmanlı ilişkinin göstergesi niteliğinde. İyileşen yaşam koşullarına örnek verdiği Biyomimetrik Ofis, İngiliz antropolog ve evrimsel psikolog Robin Dunbar’ın, çalışma alanları için insan ideali tanımlayan Dunbar Sayısı’ndan temellenmiş. Her katta aynı şekilde, Dunbar Sayısı kadar çalışana mekan olacak şekilde tasarlanmış, böylece işlevselliğin de artırılması amaçlanmış.

Hindistan’daki fabrika binasında ise kavram, strüktür yoluyla mimariye dahil olmuş. Hiyerarşik strüktür ile üretilen proje için Eyfel Kulesi’nden örnek veren Pawlyn, sürekli bölünerek ayakta duran bir strüktürün, daha az malzeme ile daha verimli kullanılacağını belirtiyor. Çünkü fazla malzeme ve enerji tüketimi, daha iyi mekanlar üretmiyor, aksine duyarlılıkla ve az ile üretilen mekan, içinde çalışan insanlar için daha yaratıcı bir ortam sunabiliyor. Biyomimikrinin mimari bir yöntem olarak kullanılması, tek tipleştirmiş sonuçlar doğurmaktan da çok uzak çünkü doğal olarak, yerin kendine has özellikleri, örneğin farklı iklim ve bölge koşulları farklı tasarım çözümleriyle sonuçlanıyor.

Şehirlerin yeniden düşünülmesinin elzem göründüğü bir dönemde, biyomimikrinin büyük potansiyeli olduğunu belirten Pawyln için bunun en iyi görünebileceği yer ise altyapı ve atık yönetimi. Zira biyomimikri sayesinde su, yemek ya da enerji israfları bir kaynağa dönüşebilir. Yaşanabilir döngüler, kent ve mekan ölçeğinde biyomimikri aracılığıyla üretilebilir.